Monday, February 4, 2013

Diyarbakırlı Ermeniler ses veriyor


Dünyanın dört bir yanına dağılmış Diyarbakırlı Ermenilerin hikâyeleri kitap oldu. Hrant Dink Vakfı’nın 2012 içinde gerçekleştirdiği sözlü tarih çalışmasının ürünü olan ‘Diyarbakırlı Ermeniler Konuşuyor’, ‘Sessizliğin Sesi’ serisinin ikinci kitabı olarak yayımlandı. Kitapta, çeşitli ülkelerde yaşayan Ermenilerin yanı sıra, Diyarbakır’da yaşayan Müslümanlaşmış ve kimliğine geri dönmeye çalışan insanların hikâyeleri de yer alıyor.
EMRE ERTANİ
emreertani@agos.com.tr

Diyarbakır son dönemlerde Türkiye gündemine neredeyse yalnızca Kürt sorunu ile geliyor. Şehrin tarihine, kültürel yapısına dair herhangi bir konu gündemde yer bulamıyor. Hrant Dink Vakfı’nın geçen yıl Kasım ayında düzenlediği ‘Diyarbakır ve Çevresi Toplumsal ve Ekonomik Tarihi’ başlıklı konferans ile şehrin üzeri örtülen tarihi gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştı. Vakıf, Türkiyeli Ermenilerin siyasi ve kültürel belleğinin izlerini sürdüğü sözlü tarih çalışmaları kapsamında, 2011’de yayımladığı ‘Sessizliğin Sesi: Türkiyeli Ermeniler Konuşuyor’ adlı kitabın ardından bu yıl da ‘Sessizliğin Sesi II: Diyarbakırlı Ermeniler Konuşuyor’ kitabını yayımlandı.

Kitabı bu haftadan itibaren
Hrant Dink Vakfı ve
İstanbul’daki Beyaz Adam
kitabevlerinden;
8 Ocak’tan itibaren ise
tüm kitapçılardan edinebilirsiniz.
Diyarbakırlı Ermenilerin izlerini süren çalışma kapsamında, İstanbul, Diyarbakır, Lübnan, ABD, Kanada ve Ermenistan’dan toplam 81 kişiyle yapılan görüşmelerden 16’sı kitapta yer alıyor. 41 kadın ve 40 erkekle yapılan görüşmeler arasında Ermeni kimliğiyle yaşayanlar da var, Müslümanlaştıktan sonra Ermeni kimliğine dönen ya da dönmeye çalışanlar veya kendini hem Müslüman hem de Ermeni olarak tanımlayanlar da... Kitapta yer alan görüşmelerden altısı, halen Diyarbakır’da yaşayan, aileleri 1915 ve sonrasında Müslümanlaştıktan sonra Ermeni kimliğine dönen ya da dönmeye çalışan kişiler; beşi ise, İstanbul’da Ermeni kimliğiyle yaşıyor. Geriye kalanların ikisi Lübnan’da, biri Yerevan’da, biri Los Angeles’ta, biri New York’ta, biri de Toronto’da yaşıyor. Türkiye dışından görüşülen kişilerin bir kısmı Diyarbakır’da doğup büyüdükten sonra yurtdışına gitmiş; bazılarının ise aileleri Diyarbakırlı olup, kendileri yurtdışında doğup büyümüş.
Ali Bayramoğlu, kitabın önsözünde, mülakatların ortak noktasında konuşulan Ermenice lehçesi, örf ve âdetler, mutfak kültürü ve daha pek çok unsuru birleştiren, ‘Diyarbakır Ermeniliği’ olgusunun yer aldığı belirtiyor. Bayramoğlu, “Diaspora’da yaşayan Diyarbakırlı Ermenilerin, kendilerine özgü gelenek ve görenekleri, bulundukları ülkede yaşatmaya çalıştıkları ve bunda belli ölçüde de olsa başarılı oldukları ortaya çıkıyor. Görüşülen kişilerin Kürtlere ve tarih içinde Kürt-Ermeni ilişkilerine dair kanaatleri söz konusu olduğunda, halen Diyarbakır’da yaşayan ve kendini Ermeni olarak tanımlayan kişiler ile İstanbul’da ya da Diaspora’da yaşayanlar arasında belirgin bir farklılık görülüyor. Halen Diyarbakır’da yaşayanlar kendilerini Kürtlere daha yakın hissediyorlar. İstanbul’da ya da Diaspora’da yaşayanlar ise Kürtlere daha mesafeliler ve Kürtlerin 1915 ve sonrasında yaşanan olumsuzluklarla ilgili rolüne daha çok vurgu yapıyorlar” diyor.