Monday, June 2, 2014

“Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın”


Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı…

Gelecekten SonraBir ölüm düşünün. Uzun…Uzun gecelerden daha uzun, karanlık bir ölüm… Sinsi olduğu kadar aleni… Toprağın fersah fersah altında, sessiz, kımıltısız ve bir o kadar da çığlık çığlığa… Madencinin sesi kısıktır oysa. Çığlığı kuru… 1500 lira maaşla çalışır; daima başkalarına çalışır. Kirasını öder, çocuğuna bez alır, kanaat eder. Sanayi devriminden bu yana, modern zamanların dervişleridir madenciler. Yüzyıllar boyu mağaralara çekilip, nefsini terbiye derdine düşen zahitlerin soylu torunlarıdır. Kör kuyulara iner, emek sarfeder ve can verirler. İşte bu ahlak, sedyeye uzanan işçiye; “ayakkabımı çıkarayım mı” sorusunu sordurtur; şehit düşmüş işçinin ninesine “kader böyleymiş, devletimiz sağolsun” kelamını ettirir.
Kapitalizm ahlakı da, bu emeği kutsar. Tıpkı bizim yaptığımız gibi övgüler düzer. Ölen işçinin damı akan evine televizyon muhabirleri gönderir. Hüzünlenir, vicdanı sükun bulur. Yoksulluğuna rağmen muktedire “yuh” çekmeyen, “kader yavrum” diyen nineyi örnek vatandaş ilan eder. İşçi bilinci içinde olan, sarı sendikaya karşı duran, hak arayan madenciyi bu örnekle taca çıkarır. Parmak ucuyla gösterip, hain yaftası yapıştırır. Mızraklarının ucuna Kuran sayfaları asan münkir ordusu gibi, bu derviş tevekkülünü; hak mücadelesi veren işçinin üzerinde kılıç edasıyla sallandırır. Büyük tehlike budur. Şükreden nineler üzerinden, kavga veren işçiye linç girişimi… Büyük tehlike budur!
Attila İlhan bir şiirinde, “belki ölmek hakkımı kullanıyorum” diye yazmıştı. Ölmek bir haktı çünkü. Sıcak yataklarda uykunun arasında ölebilmek, torunlarının kulağına son sözlerini fısıldayarak göçüp gidebilmek… İnsanca yaşamak hakkından çoktan vazgeçmişti madenciler. Doya doya nefeslenip, gönlünce türküler söyleyebilmek hakkından… Rahat bir ölmek hakkı bile çok görüldü onlara.
“1909’da ilan edilen Manifesto Futurista (Fütürist Manifesto) geleceğe inancın hareketidir. Bu manifestonun aynı zamanda yirminci yüzyılın, yani geleceğe güvenen yüzyılın, kültürel ve ideolojik açılış merasimi olduğunu iddia edebilirim… Yüzyılın tüm dehşetine karşın Ütopyacı imgelem ilerici bir gelecek umuduna can vermekten geri durmamıştır, ta ki 68’de modern vaadin gerçekleşmenin an meselesi olduğu zamana dek. Yüzyılın son otuz yılında ütopyacı imgelem ağır ağır tersine döndü ve yerini distopyacı imgeleme bıraktı. 1977 yılı, pek çok sebepten ötürü bir dönüm noktası sayılabilir. Punk hareketi o yıl patladı. Başat sloganı –Gelecek yok!- , kendini gerçekleştiren ve yavaş yavaş tüm dünyayı saran bir kehanetti.” (sayfa:27-28)
1948 yılında İtalya’nın Bolonya kentinde doğan, İtalyan Otonomist gelenekten gelen, Marksist kuramcı ve eylemci Franco “Bifo” Berardi, dilimize “Gelecekten Sonra” olarak çevrilen kitabında bu tespiti yapıyor. Bir yüzyıla yakın bir süre dünyaya hakim olan fütürist düşünce ve iyimserliğin, halk ağzıyla söylemek gerekirse “güzel günler göreceğiz çocuklar” düsturunun 1970’lerden sonra nasıl çözüldüğü ve yerini kötücül bir karamsarlığa bıraktığını anlatıyor.
Kanaatimce, 2013 yılının Haziran ayında ülkemizde yaşanan toplumsal hareketler de, Berardi’nin 1977 yılı Punk Harketine yaptığı atıf gibi, ülke tarihimiz açısından bir neşter niteliğinde. Bir şeyler iyi veya kötü anlamda değişiyor, zihinlerde değişiyor. Yaşanan olaylar gösteriyor ki, siyaseti, stratejileri, dünya görüşlerini, üslupları değil vicdanı sorguladığımız bir noktaya geldik. İnsanların birbirlerinin gözlerine kinle baktığı, yaşanan ölümlere baş sağlığı dileğini çok gördüğü; muktedirlerin halkını tokatladığı bir mevzideyiz. Belki de bu yüzden, toplumsal tarihimizde kayda geçmeyen ama hepimizin belleğinde hece hece bildiği genel algılarımızın bir diğer deyişle, yazılmayan manifestomuzun terse dönmesi gereken zaman. Laik, mütedeyyin, Sünni, Alevi vb. ayrımların safında yer almak değil; kapitalizm ve karşıtları diye ayrılmak zamanındayız fikrimce. Zira, yerküredeki tüm mahlukat ve sistemler içerisinde vicdanı olmayan tek müessese kapitalizmdir. Tıpkı bugün kutularını dolduran ve ruhen ölenlerin çenesine sille atan iktidar sahiplerinde yani kapitalizmin temsilcilerinde vicdan olmadığı gibi! Bakın Berardi ne diyor:
“Kapitalizm bitti, ama gözden kaybolmayacak. Geçici olmayan Otonom Bölgelerin yaratımı herhangi bir bütünleştirmeye yol açmayacaktır. Katartik bir olay olarak devrime tanık olmayacağız, devlet iktidarının bir anda yıkılışını görmeyeceğiz. Önümüzdeki yıllarda bir tür öznesiz devrime tanıklık edeceğiz. Bu devrimi özneleştirmek için tekillikleri çoğaltmamız gerekir. Naçizane düşüncem, kültürel ve politik görevimizin bu olduğudur.”
Saygıdeğer okur, Berardi’nin “No Future” kitabını beğenmek ve tavsiye etmekten öte, önemsiyorum. Üzerine etraflıca düşünülmesi ve tartışılması gereken bir metin olduğunu düşünüyorum. Bu metni Türkçe’ye kazandıran Otonom Yayınlarını kutlamak gerek! Bir kez daha başımız sağolsun… Bunca zulme karşın, sağ kalmanın bir anlamı olacaksa tabii:..
Dağhan Dönmez
(Franco “Bifo” Berardi, Gelecekten Sonra, Çev: Osman Şişman-Sinem Özer, Otonom Yayınları, sayfa:198)